TÜRK İŞ MAKİNALARI MARKASI TÜM DÜNYADA ARANAN BİR DEĞER OLACAK
Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Halide Rasim'in Formen Dergisi Mayıs 2020 sayısına vermiş olduğu röportaj.
Sektör paydaslarinin bir araya getirilmesi, birlikte hareket etme kültürünün olusturulmasi, teknolojik gelismelerin takip edilmesi ve uluslararasi rekabette avantaj saglayacak faaliyetlerin yayginlastirilmasi amaci ile kurulan Is ve Insaat Makineleri Kümelenmesi (ISIM) yurt içi ve disinda önemli çalismalara imza atti. ISIM Kümelenmesi Yönetim Kurulu Baskani Halide Rasim ile kurulustan bu yana yapilan çalismalari ve hedefleri konustuk. Rasim, ISIM Kümelenmesi olarak Türk Is Makinasi markasinin tüm dünyada aranan bir deger olmasini saglama yolunda çalismalarinin sürdügünü belirtti.
Öncelikle ISIM Kümelenmesi’nin kurulmasindan bu yana geçen süreci degerlendirdigimizde yola çikis amaçlarina ulasilabildi mi?
Is ve Insaat Makinalari Kümelenmesi ISIM, üniversite –sanayi isbirligi örnegi olarak Çankaya Üniversitesi dönem rektörü Prof.Dr.Ziya Burhanettin Güvenç tarafindan bölgesel kalkinma modeli kümelenmenin tanitimi ve OSTIM OSB’nin destegi ile hayata geçirilmis bir projedir. Kurulus amaci bölgede yogunluk gösteren sektör paydaslarinin bir araya getirilmesi, birlikte hareket etme kültürünün olusturulmasi, tüm dünyada teknolojik gelismelerin takip edilmesi ve uluslararasi rekabette avantaj saglayacak faaliyetlerin yayginlastirilmasidir. Ilk amaç olan paydaslarin bir araya getirilmesi ve rekabet öncesi birliktelik kültürünün yayginlastirilmasi ulasilmasi en güç hedefimizdi ve basarilmistir. Özellikle küme faaliyetlerinde sik sik bir araya gelen üyelerin birliktelikleri son derece saglam temellere dayanmistir. Ortak amaç sektörün gelistirilmesi ve uluslararasi pazarda Türk Is Makinacilari’nin büyük oyuncular olmasini saglamaktir. Kurulusunun 10. yilinda kümelenmemiz için yeni yol haritasi hazirlanmasi için strateji çalismalarina baslanmis 2018 ve 2019 yillarinda bir dizi strateji toplantilari gerçeklestirilmistir. Bu toplantilarda özellikle akademisyenler, üniversite teknoloji transfer ofisleri, sektörel sivil toplum kuruluslari ve sanayicilerden destek alinmistir. Yapilan toplantilar ile iki farkli misyon ortaya konulmustur;
- Kümelenmemiz için: üyelerimizin uluslar arasi pazarda birlikte hareket ederek gerçeklestirecegi projelere ulasmak.
- Sektörümüz için: Türk Is Makinasi markasinin tüm dünyada aranan bir deger olmasini saglamak.
2019 yili hem sektörünüz hem de ISIM’in faaliyetleri açisindan nasil geçti? 2020 yili için planladiginiz çalismalar hakkinda bilgi verir misiniz?
2019 yili aslinda sektör için çok iyi baslamadi. Yurtiçi satislarimiz 80% oraninda düstü. Buna ragmen bu durum üyelerimiz için bir firsata dönüstü. Tüm üyelerimiz ihracata yöneldi, ihracatçi olan firmalarimiz ihracatlarini arttirma çabalarina girdiler. Biz de buna katki saglamak amaciyla yurtdisi temaslarimizi yogunlastirdik. Özellikle yilin sonuna dogru Belarus, Viyana ve Hindistan seyahatlerimiz oldu. Hemen hemen hepsinden is firsatlari ile döndük. Ülkelerdeki firmalar ile çalismaya baslayan üyelerimiz oldu. Bunun 2020 ve ilerleyen yillarda da artarak devam edecegini ümit ediyoruz. 2020 için de uluslararasi fuarlar ve heyetler planlarimiz vardi ama malum COVID salgini sebebiyle ötelemek zorunda kaldik.
Sektörün Ar-Ge yetkinligi ve kapasitesi için görüsünüz nedir? Ar-Ge çalismalarina ISIM olarak katki sunuyor musunuz?
Sektör her geçen yil AR-GE yetkinligini ve kapasitesini artirarak devam ettiriyor. Sektöre yön veren dünya çapinda da ismini duyurmus firmalarimiz var. Bazi firmalarimiz T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanligimizin desteklemis oldugu AR-GE Merkezi desteklerinden faydalanarak ve konuda yatirimini arttirmis ve bir AR-GE merkezi kurdu. Bu sayinin ilerleyen yillarda üyelerimiz arasinda artacagindan eminiz. Kümelenme dedigimiz yapinin 3 ayagi var. Birisi üretici firmalar, digeri kamu kurumlari ve 3.sü egitim kurumlari. Biz kuruldugumuz günden bu zamana kadar geçen süre içerisinde hep üniversiteler ve üniversitelerin sektörü ilgilen merkezleri, teknoparklar, mesleki liseleri gibi birçok egitim kurumu ile irtibatta olduk; fikir alarak, birlikte çalisarak ilerledik. Özellikle projem var diyen firmalarimizi birçok akademisyen ile görüstürdük ve çalismalarina destek olduk. Eger mali destek gerekiyorsa onlara uygun ulusal ve uluslararasi destek mekanizmalarina nasil ulasacaklari noktasinda bilgilendirmeler yaptik.
Kurulma asamasinda ve ilk dönemlerde firmalarin ülkemiz için de yeni olan kümelenmeye yaklasimlari nasil oldu, sonrasinda bu yaklasimda ne tür degisimler yasandi?
Kümelenme kavrami Türkiye’de yakin zamanda bilinmeye baslandi. Küme ilk kuruldugunda kimse kümelenmenin ne oldugunu ve üyelerimize ne katacaginin farkinda bile degildi. Çankaya Üniversitesi akademisyenleri ve OSTIM baslangiçta bunu paydaslara anlatmak için emek ve zaman harcadilar. Birbirleriyle ayni ürünleri üretenler, rakip firmayla benim ayni toplantida, organizasyonda, programda ne isim olur diyen firmalarimiz vardi. Zamanla kümelenme ve kültürünü anlatarak bunlari astik. Bu temeli saglam attigimiza inaniyorum, belki de en zor safhalardan birini geçtik artik daha hizli yol alma zamanimiz. Bir taraftan kümemizin de talepleriyle o zaman ki ismiyle Ekonomi Bakanligi’nin URGE tebligi ve destegiyle de kümelenme faaliyetlerimiz hiz kazandi, üyelerimiz rakiplerinin hemen iki sokak yaninda degil de uluslararasi arena da daha fazla oldugu fark etti. Bu destek sayesinde alinan ortak egitimler, yapilan ortak seyahatler de firmalarimizin birbirini daha iyi tanimasini, isbirliklerinin artmasini kolaylastirdi. Simdi üyelerimiz arasinda ticari faaliyetler, isbirlikleri baslangicinda oldugundan çok daha fazla artti. Yurtdisindan gelen bir talebi kendisi üretmiyorsa hemen o ürünü üreten diger üye firmamiza yönlendiriyor. Ortak hammadde temini noktasinda isbirliklerimiz oldu. Kamu kurum ve kuruluslariyla olan iliskilerimiz, özellikle yerli üreticinin ürünün tercih edilmesi noktasindaki taleplerimizin bir kisminin da olsa karsilik bulmasi üyelerimizi ümitlendiriyor. Biz artik üye belirlerken bazi sartlari saglayan firmalarimizi dahil ediyoruz.
Kümenin su an kaç üyesi bulunuyor?
Is makineleri sekötrünün alt kollari olan Agir ve Mini Is makineleri, Beton Makine ve Ekipmanlari, Asfalt ve Yol Makineleri, Tasima-Kaldirma Ekipmanlari, Tünel ve Maden Makineleri, Kirma-Eleme Tesisleri, Araç Üstü Ekipmanlari, Hafif Insaat Makineleri, Is Makineleri Yedek Parçalari ve tüm ürün gruplarina destek olan, katkisi olan destekleyici ürünler üreten 145 üyemiz var ve bu sayi her yil artarak çogaliyor.
Anadolu Belediyeler Birligi, ile yaptiginiz isbirligi hakkinda detayli bilgi verir misiniz? Bu anlasma ile neyi amaçladiniz, bu anlasmanin üye firmalariniza ve ayni sekilde Belediyeler Birligi üyelerine katkisi ne olacak?
Üyelerimizin üretmis oldugu ürünleri kamu tarafinda en çok kullanan kurumlar belediyeler. Bu sebeple belediyelere giderek üyelerimizi ve onlarin üretim kabiliyetlerini hep aktardik, yerli üreticiden ürün alma konusunda, üreticilerle bulusturma noktasina hep bir katalizör görevi gördük. Bu amaçla Yenimahalle Belediye Baskanimiz Fethi Bey ile gerçeklestirdigimiz ziyaret sonrasinda çalismalarimizi kendisine aktardik ki bölgesindeki çalismalari yakindan takip eden bir baskan olmasindan dolayi çok yakin hissediyor ve çalismalarimizi rahatlikla ilerletebiliyoruz. Ayni zamanda Içanadolu Belediyeler Birligi’ne baskanlik etmekte olan Fethi Baskanimiz bize destek oldu ve yaptigimiz çalismalarin kiymetli oldugunu bunun hizlandirilmasi için isbirligini büyütmenin gerektigini söyleyerek ilk adimi attik. 2019 yilinda Içanadolu Belediyeler Birligi ile Kümemiz arasinda bir isbirligi protokolü imzaladik. Amacimiz belediyelerin ihtiyaç duydugu ürünleri üreten yerli üretici firmalarimizla hizli bir sekilde bulusturmak, ihtiyaçlari karsilikli olarak çözebilmektir. Ilk defa bir belediyeler birligi bir kümelenme ile protokol imzalamis oldu, yapmis oldugumuz protokol ile. Bu açidan tekrar yerli üreticiye ve bize inancindan, simdiye kadar vermis oldugu desteklerden ötürü Fethi Yasar baskanimiza tesekkürü bir borç biliriz.
Is ve insaat makineleri sektörü açisindan Türkiye’de yerli üretime yönelik olumsuz önyargilar devam ediyor mu? Varsa bu önyargilari kirmak için ne tür çalismalar yapiyorsunuz ve yapmayi planliyorsunuz?
Sektör açisindan yerli üretime ve üreticiye olan önyargilar bence artik kirildi. Çünkü daha öncede söyledigim gibi firmalarimiz artik ürünlerini sadece yerelde degil uluslararasi piyasalara pazarliyor. Kendilerini ispat ettiler, kalitelerini ortaya koydular. Ister istemez geçmisten kalan bazi önyargili bakis açilari da olmuyor degil. Belki bunda bir nebze haklilik paylari da var. Biz bütün bu önyargilari ortadan kaldirmak için ilgili kamu kurum ve kuruluslarla, özel sektörlerle isbirligi bulusmalari adi altinda bir dizi programlar düzenledik. Iki tarafta birbirini daha iyi anladi ve artik sektörün birçok ürünü yapabildigi ve istenilen kalitede ürünlerin çiktiginin farkinda oldular.
Yakin zamanda TRTEST Test ve Degerlendirme ile isbirligi anlasmasi imzalandi. Bu konuda da bilgi verebilir misiniz?
TR-test gerçekten önemli bir kurulus. Bizim de birçok zaman dile getirdigimiz, üyelerimizden aldigimiz geri dönüslerle ihtiyacini hissettigimiz bir altyapi çalismasini yürüten bir kurulus. Biz uzun zamandir ülkemizde birçok baslikta test merkezi oldugunu biliyoruz ama hangisi, nerede, nasil ulasiriz, kimin hangi altyapilari var bunlari bulmakta oldukça zorlaniyorduk. TR-Test tam bu noktada ihtiyaci görerek kurulmus bir yapi. Bizde geçtigimiz yilin sonlarina dogru kenileriyle görüsmelerimiz sonucunda bir protokol imzaladik Amacimiz üyelerimizin ihtiyaci olan test merkezlerini bulmakta onlara kolaylik saglamak. TR-Test bu anlamda bize destek olacak. Ayni zamanda üyelerimizin de bünyelerinde bazi testler yapilmakta. Onlardaki degeri de tüm Türkiye’ye kazandirabilmek amaciyla isbirligimiz devam etmektedir.
Yurtdisinda yaptiginiz çalismalar ve bunlarin geri dönüsleri hakkinda bilgi verir misiniz?
Kümenin çalisma alanlarindan, hedeflerimizden birisi de uluslarasilasma. Ki küme kurulurken Üniversite ve OSTIM’in destekleriyle 2 AB Projesini basariyla tamamlamis. Ardindan yine Avrupa Birligi'nin bir destegi olan COSME projesini Türkiye’de ilk olarak ISIM Kümelenmesi olarak tamamlamaktan büyük gurur duyuyoruz. Bu projeyle birlikte kümemiz uluslararasi bine yakin küme ile kiyaslanarak bronz markaya sahip olmustur. Amacimiz ilerleyen yillarda bunu gümüs ve altina çevirmek. Bunlar su ana kadar yer aldigimiz, sektörümüzü gelistirmek, küme yapisini güçlendirmek için yürütülen projelerimiz. Ayrica T.C. Ticaret Bakanligi’mizin desteklemis oldugu UR-GE projeleri çok ciddi manada kümemize ivme kazandirdi. Su ana kadar 3 URGE projesi tamamladik ve toplamda 67 üyemiz ile proje kapsaminda birçok faaliyet gerçeklestirdik. Bunlari özetleyecek olursam her biri için olusturulan ihtiyaç analizleri ve firmalara ihracat reçeteleri, onlarca egitim ve danismanliklar, hemen hemen her kitaya düzenlenmis yurtdisi heyetlerimiz, gittigimiz yerlerde yapilan binlerce ikili is görüsmeleri, saha ziyaretleri. 2019 yili itibariyle de 53 üye firmamizin yer aldigi 4. UR-GE projesine basladik. Ihtiyaç analizini tamamladik, ilk egitimimizi tamamladik. Yurtdisi faaliyetlerimizi de planlamistik ama COVID salgini bunlara bir süreligine ara vermemize sebep oldu. Simdi de yeni yöntem ve çalismalarla URGE desteginden de faydalanarak, üyelerimizin ihracatlarina katkilar sunmayi hedefliyoruz.
Uluslararasi pazar açisindan yerli firmalarimizin avantajlari ve dezavantajlari size göre nelerdir?
Uluslararasi pazarlarda sektörde inanilmaz bir rekabet var. Sektördeki firmalar teknolojinin de gelismesiyle ürünlerinde üretim sekillerinde yenilikler sunuyorlar. Üyelerimiz de aslinda bunlara olabildigince ayak uyduruyor, hatta bazi noktalarda öncülük ediyor diyebiliriz. Lojistik anlaminda kolay ulasim ve Avrupa’ya göre çalisabilen genç nüfus her zaman avantajimiz oldu. Artik istenilen kalite standartlarina da ulastigimizi düsünüyorum ki en fazla ihracatimiz Avrupa’ya. Esnekligimiz ve taleplere hizli cevap verebilmemiz bir çok münferit projede Türk firmalarinin tedarikçi olmasinda etkendir. En büyük dezavantajimizin ise ölçek farkidir. Almanya’da toplam 5.000 adet firma ile gerçeklestirilen ihracat rakami bizim 18.000 makinaci ile gerçeklestirdigimizden kat kat fazladir. Isletme sayisinin çok olmasi kaynaklarin dogru kullanilmasinin önündeki engeldir. Kapasitemizi, yatirimlarimizi, ekipmanlarimizi, personelimizi, enerjimizi verimli kullanmiyoruz. Piyasa gözetim denetimin yapilmadigi her sektörde oldugu gibi haksiz rekabet yurtiçinden yurtdisina tasinmistir. Sektörümüz için çok büyük avantaj olabilecek uluslararasi projelerde yüklenici olan müteahhitlik firmalarinda yerli makina kullanimi kültürü olusturulamadigi için Türkiye tedarikçiden daha çok pazar olarak sektörde anilmaktadir.
Firmalar uluslar arasi pazardaki paylarini artirmak için neler yapmalilar? Siz küme olarak bu noktada üyelerinize ne tür destekler veriyorsunuz?
Aslinda bu sorunun cevabini belki daha önceki sorularda parça parça da olsa vermis oldum. Özetlemek gerekirse URGE projelerimizde yaptigimiz faaliyetler ile üyelerimizin uluslararasi pazar paylarini arttirdigimiza inaniyorum ki sonuçlandirdigimiz 3 projenin sonunda projeye dahil olan firmalarimizin ihracat cirolarinin %120 mertebelerinde artmis oldugunu gördük. Her firmamiz projeler sonucunda en az 1 yeni ülkeyi pazarina dahil etmis oldu.
Üyelerimizin uluslararasi pazar paylarini artirmalari için ise kaliteli ve verimli bir üretim ilk sart. Bunun yani sira marka bilinirligi, tanitim ve pazarlama. Bu konuda da devletin birtakim destekleri var. Ama biz bu konuda KOBIlerin de faydalanabilecegi ve kolay ulasabilecegi destek paketlerini bekliyoruz.
Eklemek istedikleriniz...
Tekrar etmekte fayda var; bizim iki ana misyonumuz var; rekabet öncesi isbirligi ve is makinasi denildiginde Türk Is Makinasi markasinin aranan bir deger olmasini saglamak. Biz bunun için var gücümüzle çalisiyoruz...